Duygularımızın Değerlendirilmesi
- Bilal Nadir

- 29 Ara 2022
- 2 dakikada okunur
Duygularımızın tanımlanması ve duygunun serüveni yazılarımda da belirttiğim gibi eş zamanlı birden fazla duygunun yaşanması, yaşanan duygunun yoğunluğunun değişkenlik göstermesi ve sağlıksız duyguların yaşanabiliyor olması, duygunun değerlendirilmesi zorunluluğunu göstermektedir. Duygularımızı değerlendirerek, duyguyu yaşandığı anda en yalın haliyle anlayabiliriz. Bu da bize sağlıksız duyguların değiştirilmesi imkanını verir. Duyguları üç özellik bakımından değerlendireceğiz.
1) Birincil, ikincil ve araçsal duygular
2) Yoğunluğu bakımından duygular
3) Sağlıklı ve sağlıksız duygular
Birincil, İkincil ve Araçsal Duygular (Duygunun Derecelendirmesi
Birincil duygular, duygunun saf halidir. Uyarıcıya karşı tepki olarak doğan temel duygulardır. Örneğin, beklemediğiniz bir anda birisinin sizi dürtmesiyle yaşadığınız korku temel duygunuzdur.
İkincil duygular, çoğunlukla birincil duyguların baskılanması amacıyla yaşanan duygulardır. Örneğin, arkadaşlarınızın sizinle dalga geçmesinden utanç duyarsınız. Bu utancı baskılamak amacıyla öfke duygusunu kullanırsınız. Burada öfke duygusu üzerine düşünmediğiniz sürece öfkenin, ikincil duygunuz olduğunu anlamanız çok zordur. İkincil duygular, çoğunlukla öğrenilmiş otomatik duygulardır. Gerçekten bu duyguları hissedersiniz ancak birincil (temel) duyguların saptanmaması, duygu, düşünce ve davranış süreci içerisinde tutarsızlığa neden olur.
Araçsal duygular, bir amaca yönelik ve kişi tarafından oluşturulan duygulardır. Örneğin, bir babanın, öfkeli görünerek çocuklarına istediğini yaptırmasıdır. Buradaki en riskli nokta, sergilenen bu suni duyguların zamanla gerçekten hissedilmesidir. Hissettiği duygunun araçsal duygu olduğunun farkında olmayan birey, tıpkı ikincil duygularda olduğu gibi, duygu, düşünce ve davranışlarında tutarsızlık yaşamaktadır.
Yaşadığımız duyguların birincil mi, ikincil mi yoksa araçsal mı olduğunu anlayabilmek için içe dönük konuşma yöntemi kullanılabilir. Hissedilen duygu ile yaşadığımız olay, düşünce ve davranışımızı değerlendirdiğimizde sergilediğimiz duygunun derecesini (birincil, ikincil, araçsal) saptayabiliriz.

Yoğunluğu Bakımından Duygular
Eş zamanlı yaşanan çok çeşitli duygular bizi oldukça yorar. Duygularımıza kuş bakışı baktığımızda bir olay karşısında örneğin beş duygu yaşadığımızı ve hepsinin de önemli olduğunu düşünürüz. Oysa grafik şeklinde baktığımızda, duyguların yaşandığını yine görürüz ancak bazı duyguların diğerlerine göre çok düşük yoğunlukta olduğunu görür ve bu düşük yoğunluklu duyguların etkisinden rahatlıkla kurtulabiliriz.
Her birey, yaşadığı her duyguyu farklı yoğunluklarda yaşamaktadır. Bu da duyguların yoğunluğunu değerlendirmekte standart uygulamaların oluşturulmasını kısıtlamaktadır. Bu nedenle duygunun yoğunluğunu saptayabilmek için içe dönük konuşmalar ile duygularımızı değerlendirmeliyiz. Öncelikle yaşanan her bir duygunun derecelendirilmesi gerekmektedir. Saptanan birincil duyguların yoğunluğunu, bizi ne kadar etkilediğini düşünmeliyiz. Ardından duygumuza yüzdelik (%) bir değer verir ve diğer duygumuza geçeriz. Bu aşamada tüm duyguları birbirlerine göre değerlendirerek toplamda 100 sayısını elde etmeye çalışmayacağız. O duygunun maksimum ve minimum etkisi arasındaki değere göre yüzdelik bir değer vereceğiz. Örneğin %70 Öfke, %60 Kin, %40 Şaşkınlık gibi. Yüzdelik değer vermede zorlanıyorsanız bir ile on arasında bir sayı ile de değerlendirebilirsin. Her bir duyguyu kendi bağlamında değerlendirdiğinizde karşınıza duygu yoğunluk tablonuz çıkar. Bu noktada, en yoğun duygunuzdan başlayarak, duygularınızın sağlıklı olup olmadığını değerlendirmeniz gerekmektedir.
Sağlıklı ve Sağlıksız Duygular
Duygunun sağlıklı olmasından kastım, duygunun normal ve işlevli bir tepki olarak ortaya çıkmasıdır. Yani yaşamınızı tehdit eden bir uyarıcıya karşı korku duygusunu hissetmeniz normaldir. Öte yandan korku duygusunun kaçma düşüncesine neden olması ve kaçma davranışını sergilemenizi sağlaması de işlevseldir. Kısaca en yoğun birincil duygunuzun sağlıklı olup olmadığını değerlendirmek için;
1- Duygu ile uyarıcı arasındaki ilişki
2- Duygu ile düşünce ve davranışınız arasındaki ilişki incelenmelidir.
Sonuç olarak birincil ve yoğun duygunuzun sağlıksız, normal ve işlevli bir duygu olmaması, durumunda değiştirmeniz gereken duygunuzu saptamış olursunuz. Bir sonraki yazımda duyguların nasıl değiştirilebileceğini aktarmaya çalışacağım. İyi günler dilerim.











Yorumlar