Diyafram
- Bilal Nadir

- 19 saat önce
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 9 saat önce

Yeni başlayanlar için diyafram çok soyut bir konu. Kendilerine temel kurallar belirleyip bu kurallara göre pozlama yapıyorlar. Ancak diyaframın fiziksel sürecinden bihaber yapılan çekimler, kasıtsız hatalara yol açar. Fotoğraf ve video çekimlerindeki kasıtlı hatalardan daha sonra bahsedeceğim. Yapılan bu kasıtsız hatalar, çekim sürecini zorlaştırdığı gibi, düzenleme aşamasını da zorlaştırarak, istendik sonuçlardan bizleri uzaklaştırır. Kasıtsız hatalardan kurtulmak için diyaframın aslında ne olduğunu anlamaya çalışalım.

Temel olarak diyafram lensin içerisine bulunan ve sensöre düşen ışık miktarını kontrol eden açıklıktır. Buradan yola çıkarak diyaframın yalnızca ışık kontrolü ile ilgili teknik bir yapı olduğunun düşünülmesi, sık yapılan bir hatadır. Aslında bu teknik yapı aynı zamana da tüm anlatıyı şekillendiren, vazgeçilmez bir estetik bütünlüğün parçasıdır. Ama önce diyaframın gelişiminden bahsedelim. Ardından bu konuya geri döneriz. Estetik yönünü kavramak için öncelikle teknik yapısını incelemek, konuyu tam olarak anlamamıza yardımcı olacaktır.

Fotoğraf makinasının geliştiği ilk yıllarda diyafram, tek bir parçadan oluşan ve merkezinde, istenilen ışığa göre oluşturulmuş bir boşluğu olan tabakandan ibaretti. Ayarlanabilir bir diyafram söz konusu değildi. Değiştirilebilir diyaframlar kullanılıyordu. Bu durum tahmin edeceğiniz gibi çekim süreçlerini zorlaştırıyordu. Mekanik olarak çekim süreçlerini hızlandırmak amacıyla ayarlanabilir diyaframlar geliştirildi. Bu diyaframlar 3 ile 5 bıçaktan oluşan ve kapanıp açılarak merkez deliğin çapını ayarlayabilen yapılardı. Mekanik olarak çekim süreleri hızlanmıştı. Artık tek bir sahne farklı diyafram değerlerinde çekilebiliyordu. Ancak 3-5 parçanın açılıp kapanmasıyla oluşan bu yapıda bıçaklar birbirlerine yaklaştıkça merkez delik yuvarlak değil köşeli geometrik yapılar haline geliyordu. Çekilen fotoğraf ve videolardaki bokehler de buna bağlı olarak köşeli geometrik yapılar halinde görünüyordu. Üçgen, beşgen, sekizg

en bokehlerin görüntüye kattığı anlatım, diyaframın yalnızca ışık kontrolü için değil, estetik anlatı için de kullanılabileceğini ortaya koydu.
Buradan yola çıkarak kullanılan bıçak sayısı arttırıldı. Sayının artması ile bokehler estetik olarak kullanılmaya gayret edildi. Diyafram kullanarak estetik anlatı güçlendirilmeye başlandı ve artık diyafram yalnızca teknik bir konu olmaktan çıktı. Artık bir fotoğraf veya video karesinde pozlama oluşturulurken diyafram ayarı ile yalnızca ışığın ne kadar gireceğine karar vermiyoruz. Estekik yapıyı da oluşturuyoruz. Tabii estetik yapı çok muğlak bir kavram. Bir fotoğraf veya video karesinin estetik olarak güçlü olduğunu söylemek kolay değil. Estetik ile ilgili daha ayrıntılı konuşuruz. Ama temel olarak diyafram ile estetik bir kare oluşturmak için dikkat etmemiz gereken nokta anlatının kendisidir. Yani biz bu kare ile ne anlatmak istiyoruz. Neyin dikkat çekmesini, nelerin görünür nelerin görünmez olmasını istiyoruz.
Anlatıyı kurmak için üç noktayı kontrol etmemiz gerekiyor. Alan Derinliği, Arka Planın Karakteri, Teknik Kalite.

Bu üç konuyu açıklamadan önce konuyu biraz başa alıp diyafram sayılarından bahsetmemiz gerekiyor. Diyafram evrensel olarak ‘ f ‘ sembolü ile gösterilir. Örneğin ‘ f/2.8 ‘. Buradaki ‘ f ‘ odak uzunluğunu, ‘ 2.8 ‘ ise diyafram açıklığının çapını göstermektedir. Yani 200mm odak uzunluğuna sahip bir lens için ‘ f/2.8 = 200/2.8 ‘ dir. Teorik olarak diyafram açıklığının çapını ‘ 1 ‘ alırsak, ‘ f/1 = 200/1 ‘ olacağı için bu değer bize gelen ışığın tamamının sensöre yansıtılacağını gösterir. Yine teorik olarak ‘ f/1 ‘ olarak kabul edildiğinde diyafram açıklığının çapı daraldıkça odak uzunluğunu bölen sayı artacaktır. Yani sırasıyla ‘ f/1 - f/1.4 - f/2 - f/2.8 - f/4 - f/5.6 - f/8 - f/11 - f/16 ‘ şeklinde ilerleyecektir. Diyafram açıklığının çapının daraldığı her nokta bir öncesinden iki kat daha ışı engeller. Bir sonrakinden de iki kat daha fazla ışık alır.
O zaman gelin diyaframı olabildiğince düşük yani ‘ f/1 ‘ e yakın kullanalım. Işığı
olabildiğince alalım ve yüksek ISO’nun noislerine mağruz kalmayalım. Yüksek Shutter seviyelerine çıkalım ve keskinliği arttıralım. Rahat edelim. Olmaz mı? Maalesef olmaz.

Düşük diyafram aynı zamanda alan derinliğini de düşürüyor. Alan derinliğine kabaca, sahnede görülen net alan diyebiliriz. Sahnenin net olarak görülen alanı ne kadar çoksa alan derinliğinin de yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Yani düşük diyafram (f/1.4 - f/1.8 - f/2) ile çekim yaptığımızda sahnenin çok küçük bir alanı net görüneceği için spor, etkinlik, düğün gibi çekimlerin yoğun geçen hareketli dakikalarında kolaylıkla netliği kaçırırız. Ayrıca birçok çekimde sahnenin sadece küçük bir kısmını net görmek bizim için yeterli değildir. Büyük bir alanı net görmek isteyebiliriz. Bu nedenle çekeceğimiz sahnede anlatmak istediğimiz içeriğe göre alan derinliğini kontrol etmek için diyaframı kontrol etmeliyiz.
Alan derinliğine benzer şekilde arka planın karakterini kontrol etmekte anlatımızı güçlendirecektir. Arka planın karakterini belirleyen etmenler;
Netsizliğin yoğunluğu
Bokehlerin soft mu keskin mi olduğu
Bokehlerin yuvarlak mı köşeli mi olduğudur.
Alan derinliği düştükçe net alanın düştüğünden yola çıkarak, diyafram düştükçe arka planın netsizleşeceğini söyleyebiliriz. Ancak tek etmen diyaframın düşmesi de değildir. Aynı zamanda konu ile arka plan arasındaki mesafe de bu netsizliğin yoğunluğunu etkiler.
Bokehlerin durumu ise genel olarak diyaframın yapısıyla ilgilidir ve lens seçilirken bıçak sayısı ve bu sayının tek mi çift mi olduğu gibi konular dikkat edilmelidir. Bir ara not: Anamorfik lenslerin yapısı gereği oluşan bokehlerin, kişisel olarak, çok güzel olduğunu söyleyebilirim.
Son olarak anlatımızı güçlendirmek için diyaframda dikkat edeceğimiz nokta Teknik Kalite. Burada diyaframın materyal kalitesinden bahsetmiyoruz. Diyaframın optimum netlik alanından bahsediyoruz. Yani alan derinliğinden da bildiğiniz gibi diyafram düştükçe sahnedeki net alan yoğunluğu da düşer. Ama hangi diyafram seviyesinde üst düzey bir netlikten bahsedebiliriz. Çünkü alan derinliği ile ilgili açıklamamdan yola çıkarak, net alanı arttırmak için diyaframı olabildiğince arttırmaya başlayabilirsiniz. Ama bu sefer de karşınıza fizik kuralları çıkar. Çünkü diyaframın yükselmesi, yani çapının daralması ile ışık çok küçük bir alandan geçerken köşelere çarpmasıyla yansıma gerçekleşir. Yansıyan bu ışınların sensöre düşmeleri netlik kaybına neden olur. Bu duruma “Difraksiyon” denir. Sensörün boyutu ve kaç megapiksel olduğu da difraksiyonu etkiler. Yani Full Frame 24 MP bir sensörün boyutu APS-C 24 MP sensörden büyük olduğu için yansıyan ışınlara daha fazla maruz kalarak difraksiyondan daha fazla etkilenir. Benzer şekilde Full Frame 45 MP bir sensör piksel sayısının çokluğundan dolayı Full Frame 24 MP bir sensörden daha fazla sayıda yansıyan ışını algıladığı için difraksiyondan daha fazla etkilenir.
Peki optimum netlik seviyesi nedir? Lensten lense optimum seviyesi farklılık gösterse de alan derinliğinin düşük olmaması için ‘f/4 - f/5.6’ gibi değerlerin altına düşmemek gerekir. Difraksiyona mağruz kalamamak içinse ‘f/8 - f/11’ değerlerinin üstüne çıkmamak gerekir. Diyaframınızın bıçak sayısı, lensinizin mercek sayısı, sensörünüzün büyüklüğü, konuya olan uzaklığınız gibi birçok faktör optimum netliğinizi etkileyecektir. Tabii ki her zaman optimum netlikte olmak zorunda değiliz. Anlatıyı güçlendirmek için optimum netlikte olmamız gerekebileceği gibi bilinçli olarak netsizliği de kullanabiliriz.
Daha önce de dediğimiz gibi ne anlatmak istediğimize, neyin görünür neyin belirsiz olmasını istediğimize göre diyaframı kullanmamız gerekmektedir. Estetik yapı, sahnedeki her şeyi olduğu gibi gösterilerek değil, birçok şeyin kasıtlı olarak belirsizleştirilmesi ile oluşur. Tabii ki bu da, konuya, ortama, ekipmana, operatöre ve hatta izleyiciye göre değişir. Zaten çok kolay olsaydı ne önemi kalırdı ki.
Teknik Anlatım
Yukarıdaki anlatım daha çok sohbet tarzında olduğu için karışık gelebilir. Bu nedenle, başlıklar ve terimler üzerinden diyaframı tekrar anlatacağım.
Diyafram bıçakları
Fotoğrafçılığın geliştiği ilk yıllarda diyafram, tek bir kalıptan oluşun ve farklı delik çaplarına sahip plakalardan oluşuyordu. Diyaframı değiştirmek için bu plakaların çıkarılıp yenilerinin takılması gerekiyordu. Bu nedenlerle bıçak dediğimiz birbiri üzerine eklemli ve hareket ettirilerek merkez çapının ayarlanabildiği yeni diyafram sistemleri geliştirildi. Az sayıda bıçak kullanıldığında netsiz alanlarda oluşan bokehler köşeli olduğu için (3 bıçak - Üçgen bokehler gibi) bıçak sayısı arttırılarak oluşan bokehlerin dairesel ve soft olması amaçlanmıştır.
Diyafram sayıları
Diyafram ‘ f ‘ ile gösterilir ve odak uzunluğunu belirtir. Teorik olarak ‘ f/1’ ile başlayan bir diyaframa sahip 200 mm odak uzunluğu olan bir lenste ‘ f/2 ‘ şeklinde bir diyaframdan söz ettiğimizde, ‘200/2‘ ışık geçirgenliği olduğunu yani lensin alabileceği ışığın yarısını aldığını söylemiş oluruz. ‘f/1’ diyafram çapının tam açık yani lens ile bire bir aynı açıklıkta olduğunu belirtir. Rakam büyüdükçe kendinden önceki değerin yarısı kadar az ışık alır.
Alan Derinliği
Bir sahnenin oransal olarak ne kadar çok alanını net görüyorsak alan derinliği o kadar yüksek demektir. Diyafram değeri düştükçe alan derinliği de düşer. Genel olarak ‘f/4’ değerinin altına indikçe alan derinliği büyük ölçüde düşer.
Difraksiyon
Diyafram değerinin artması, diyafram çapının daralmasıyla meydana gelir. Çap ne kadar dar olursa, diyaframın köşelerine yansıyan ışık kırılır ve sensöre yansır. Bu yansıma ile oluşan netlik kaybına difraksiyon denir. Sensörün kaç MP olduğuna ve boyutuna göre difraksiyon etkilerinin başladığı diyafram değeri değişiklik gösterse de genel olarak ‘f/11’ difraksiyonun başladığı değerdir.
Optimum Keskinlik
Diyafram değerinin düşmesi ile alan derinliğinin düşmesi ve diyafram değerinin yükselmesi ile difraksiyon etkisinin artması bize netlik kaybı yaşattığı için optimum netliği yakalamak için bu iki değere dikkat etmeli ve sınırları zorlamamalıyız. Yani ‘f/4 - f/11’ değerleri arasında kaldığımızda optimum keskinliği koruruz.
Diyaframa Karar Vermek
Yukarıdaki bilgiler, “DOĞRU” diyafram değerine karar vermek yeterli değildir. Çünkü doğru diyafram değeri yalnızca pozlamayı kontrol etmek değildir. “DOĞRU” diye nitelendireceğimiz diyafram değerine karar vermek için neyi, neyle, nerede ve kime anlattığımıza karar vermemiz gerekir.
6.a. Ne anlatmak istiyorsunuz?
Anlatmak istediğiniz şeyin içeriği, sahnenizin ne kadarının net olacağını belirler. Bir düğün klibinin hazırlık aşamasında detay çekimi yaparken anlık gösterilecek öğelerin net, arka planlarının netsiz olmasını istediğinizde diyaframı düşürmeniz gerekir. Ancak bir manzara çekiminde diyaframı yükseltmelisiniz. Burada alan derinliği ve difraksiyon etkisinin sınırlarını zorlayarak estetik anlatımınızı güçlendirebilirsiniz.
6.b. Neyle anlatmak istiyorsunuz?
Lens setinizin sınırları, anlatınızı oluştururken dikkat etmeniz gereken önemli bir faktördür. Lensinizin hızı yani diyaframınızın ne kadar düşebileceği, diyafram bıçak sayınızın oluşturacağı bokeh karakteri, anlatınızı yönlendirecektir.
6.c. Nerede anlatmak istiyorsunuz?
Diyaframın düşmesi alan derinliğinizi azaltırken dikkat etmeniz gereken önemli bir nokta da alanınızın ne kadar geniş olduğudur. 40 metrekarelik bir stüdyoda yaptığınız bir çekimde arka planı netsizleştirmek için diyaframı ‘f/1.4’ seviyelerine kadar düşürmeniz gerekebilirken açık alan da çektiğiniz bir portrede ‘f/4’ değeri arkaplanı daha netsiz gösterebilir. Konunun arka plan ile arasındaki mesafenin bilince karar vermek elzemdir.
6.d. Kim için çekiyorsunuz?
Çektiğiniz fotoğraf veya videoyu kim, hangi ortamda ne ile izleyecek. Sinema salonun karanlık ortamındaki dev perdede izlenen görüntü ile açık alanda telefon ile izlenen görüntünün hissi bambaşkadır. Oluşturduğunuz içeriği, kimin, nasıl bir ortamda, ne izleyeceğini bilmek diyafram kararınızı yönlendirecektir.











Yorumlar