top of page
  • c63a78f997ee113f7d2d350735e7b5e0_edited_edited
  • Instagram Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge
  • Facebook Sosyal Simge
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Vimeo Sosyal Simge
  • Whatsapp

Duygunun Serüveni

İş yaşamı, sosyal çevre, televizyon ve internet, insanları, duygularından arınıp mantıkları ile hareket etmeleri konusunda yoğun bir şekilde zorlamaktadır. Duyguların, insanların kafalarını karıştıran, mantıklı karar verilmesini engelleyen bir etken olduğu ileri sürülmektedir. İnsanların duygularından arınıp mantıklarıyla hareket ederek başarıya ve en nihayetinde mutluluğa ulaşacağı ileri sürülmektedir.


İnsanların yalnızca mantıkları ile hareket etmesi ve duygularını bir kenara bırakması doğru mudur? Bu şekilde başarı ve mutluluğa ulaşılabilir mi? Gelin bunları inceleyelim.


Başarı ve mutluluk teknik olarak zaten duygudur ve insanların duygularını bırakarak istedikleri duygulara ulaşması en başta mantıklı değildir. Daha baştan duyguları terk etme savının hatalı olduğu görülmektedir. Ancak biz incelemeye ve duygular ile ilgili derinlemesine bilgi sahibi olmaya devam edelim. Çünkü insan bilmediğinden korkar ve korktuğundan uzak durur.





Evrimsel olarak bilmediğimiz şeylerden korkmamız bizi hayatta tutarken; sosyal olarak bilmediklerimizden korkarak onlardan uzak durmamız bizim hayata tutunmamızı engeller. İntihar vakalarının temelinde insanların yaşadıkları duyguların farkında olamaması yatmaktadır. Duygu karmaşasıyla baş edemeyen insan evrimsel donanımlarına karşı gelerek hayatına kast eder. Bu nedenle duygular hakkında bilgi sahibi değilsek korkmamız normaldir ancak korktuğumuz için duygulardan kaçınmak yerine duyguları derinlemesine öğrenmemiz ve duygularımızı kontrol etmemiz gerekmektedir. Bu yazımda duygular ile ilgili bilgi vermeye çalışacağım. Duyguların nasıl kontrol edileceğini ileriki yazılarımda tartışacağız.


Duygu düşüncelerden önce mi oluşur yoksa düşünceler mi duyguları oluşturur? Uzun yıllar bu sorunun cevabı bulunmaya çalışılmıştır. Şuan da biliyoruz ki duygu, düşünce ve hatta davranış birbirlerini etkileyen ve birbirlerini oluşturan etmenlerdir. Ancak Greenberg (2015) yapmış olduğu çalışmalarda duygunun düşünce ve davranıştan önce oluşan ve uyarana karşı verilen ilk tepki olduğunu sonucuna ulaşmıştır.


Greenberg'in (2015) yaptığı çalışmalar göstermiştir ki uyaran ile ilgili beyine giden ilk sinyaller limbik sistemdeki amigdala bölgesine ulaşmaktadır. Bu bölge bizim otomatik davranışlarda bulunmamıza neden olur. Daha sonra bu bilgi talamus üzerinden kortekse iletilir. Burada uyaran ile ilgili bilinçli düşüncelerimiz gerçekleşir. Ancak uyaran ile ilgili korteksi gelişmemiş ve bilinçli davranış pratiği olmayan insanlar önce davranır ardından düşünür. Hatta sırasıyla duygu davranış ve en son düşünme tepkileri birbirine o kadar yakın zamanda gerçekleşir ki bizler günlük yaşamda bunların hangi sırada gerçekleştiğini anlayamayız. Sonuç olarak istemediğimiz bir davranışı sergilediğimiz için duygumuz değişir örneğin pişman olur ve yeni davranışlar geliştirmeye başlarız. Böylece duygu, düşünce ve davranış birbirlerini etkilemeye devam eder. Ancak sürecin farkında olduğumuzda davranıştan önce düşünür ve bu duygunun nedenini bularak daha istendik davranışlar geliştirebiliriz. Tüm bunlardan yola çıkarak duygunun tanımını yapacak olursak "Duygu, içsel (anılar, düşünceler, hayaller vb.) ve dışsal (duyu organlarımız ile algıladığımız olaylar) uyaranlara karşı verdiğimiz ilk tepkidir." diyebiliriz. Ancak dizinde tahmin edeceğiniz gibi duygu bu kadar basite indirgenecek bir olgu değildir.


Bundan 3000 yıl önce ormanda aniden bir aslan gördüğünüzde duygumuz şüphesiz korku olurdu ve ya kaçardınız ya da saldırırdınız. Bu kadar basit. Ancak sosyal yaşantının karmaşıklığı duygularımızın katmanlaşmasına, çoğalmasına, farklı yoğunluklarda olmasına ve duygunun sağlıksız olmasına neden olmaktadır.


Duygunun katmanlaşmasından kastım duydunun neden olduğu ikincil ve araçsal duygulardır ve çoğu durumda ilk duygumuzun farkında bile olamayız. Örneğin arkadaşlarınızın sizinle alay etmesine öfkelenebilirsiniz ancak bu duygunun altında utanç duygusu yatıyor olabilir. Bu gibi durumlarda yaşanan ikincil duygunun etkisi sizin düşünce ve davranışlardan tutarlılığınızı etkileyerek durumu daha da karmaşık bir hale getirebilir. Hissettiğiniz birincil duygunun neden olduğu ve daha yoğun olarak hissedilen duygu ikincil duygudur. Araçsal duygu iste bir amaç için duyguların 'araç' olarak kullanılmasıdır. Örneğin erkek arkadaşından bir şey yapmasını isteyen ve bunun sonucunda da mutlu olacak olan bir kız amacına ulaşmak için öfkeli, üzgün, mahcup gibi duygular içinde olduğunu göstererek istediğini elde etmeye çalışır. Bu gibi durumlarda araçsal duygular aslında hissettiğimiz duygular değildir ancak zamanla bu araçsal duyguların çok sık kullanılması gerçekten hissedilmesine neden olur.


Duygunun çoğalmasından kastım herkesin bildiği gibi aynı anda birden fazla duygunun yaşanmasıdır. Örneğin bir iş yerinde yönetici atanacak ve en yakın arkadaşınız ve siz adaysınız. İkiniz birden atanamayacağınız için atama sonucu ne olursa olsun bu olaya karşı birden fazla duygu hissedersiniz. Örneğin siz atandığınızda kendiniz için mutluluk, başarı, özgüven duygularını hiisederken arkadaşınız için üzüntü, acıma gibi duygular hissediyor olabilirsiniz. Bu ve benzeri birçok durum için birçok duygu yaşayabilirsiniz.


Çok sayıda duygu yaşamanız her duygunun aynı yoğunlukta yaşadığınızı göstermez. Ancak yoğunluklarına dikkat etmediğimiz de her duygu sanki aynı yoğunluktaymış gibi gelebilir. Bu nedenle yaşanan duyguların yoğunluğunun saptanması oldukça önemlidir.


Yaşanan bunca duygunun aynı anda bilinmezlikler içerisinde yaşanması elbette sağlıksız bir durumdur. Ancak sağlıksız duygu kavramı, yaşanan duygunun nedeni ile duygunun neden olduğu düşünce ve davranış tepkileri izin uyumsuzluğu ile ilgilidir. Örneğin ıssız bir sokakta akşam karanlığında ilerlerken yanınıza tanımadığınız birisinin gelmesi ile korkmanız normal ve sağlıklıdır. Ancak şehir merkezinde yoğun bir sokakta sizinle ilgisi olmayan insanların yanınızdan gelip geçmesi sizi korkutuyorsa bu sağlıksız bir durumdur. Öte yandan size iltifat eden birisine teşekkür etmeniz, karşınızdaki kişinin kibar birisi olduğunuz düşünmeniz ve mutlu olmanız sağlıklı bir duygu iken, iltifat eden herkesin kötü çıkarları olduğunu düşünmeniz, ona hakaret etmeniz ve öfkelenmeniz sağlıksız bir duygudur.

 
 
 

Yorumlar


© Created by BILAL NADIR

bottom of page