Post Truth!?
- Bilal Nadir

- 4 Mar 2023
- 4 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 18 Ara 2023
Post Truth, yeni dönemde kulağımıza çalınan en önemli terimlerden biri. Yalın Alpay Post Truth'un ne olduğunu modernizm ve postmodernizmi ele alarak çok iyi bir şekilde anlatıyor. Öncelikle Yalın Alpay, Post-Truth kavramının, anlam olarak kapalı olması ve bir çağrışım uyandırmaması nedeniyle, Tükçeleşmesinin gerekli olduğunu söylemektedir. Bu nedenle Post-Truth'u "Hakikatin Önemsizleşmesi" olarak Türkçeleştirmiştir.
Modernizm, sabit referanslara dayalı bilgiler ışığında, sert denetleyici mekanizmalara sahip bir akımdır. Örneğin monernizmin yoğun olduğu dönemde bir gazeteci, üreteceği bilgi için çok temelli ve temelleri sarsılamaz kaynaklara ihtiyaç duyardı. Bu kaynaklarla bilgi üretmesi yeterli olmaz, aynı zamanda bu bilgiyi, üst makamlarına denetletmesi gerekirdi. Aksi taktirde, bilgiyi yayamazdı. Radyo ve özellikle de televizyonun ortaya çıkmasıyla, bilgi tüketimi artmıştı. Modernizmin, bilgiye referans bulma ve bilgiyi denetletme aşamalarının hantallığı, artan birlgi tüketimini karşılayamadı. Böylelikle üretilen bilgilerde eskisi kadar referans ve denetleme aranmaz oldu. Böylelikle Postmodernizmin güçlendiğini görmeye başladık. Postmodernizm, üretilen bilginin referans ve kaynağıyla değil, ne kadar tüketildiğiyle ilgilenir. Modernizm bilişsel süreçleri harekete geçirmeye çalışırken, postmodernizm duyguları harekete geçirmeye çalışmıştır. Postmodernizmin başlarında, modernist üreticiler kıymetlerini henüz yitirmemiş ve üretimde kalabilmişlerdi. Ancak bilgiden uzaklaşma ve sadece duyguya yönelme Post-Truth'u ortaya çıkarmıştır. Yani artık hakikat önemsizleşmiştir. Bu durum, bir grup kötü niyetli tarafından geliştirilmemiştir. İnsanoğlunun kendisi, topyekün bu durumu ortaya çıkarmıştır.
Detaylı incelemediğim, şu anda aklıma gelen bir fikri de yazmak istiyorum: Bilim öncesi dönemde, krallar ve din adamları gibi elinde güç bulunduran insanlarda bir hakikati önemsemeksizin insanlara temelsiz bilgi veriyordu. Klan liderinin zamanla diğer klanlardan farklı bir konuma gelmesi, kendi ve ailesini diğer klanlardan ayırarak özelleştirmesi. Hanedan kurması. İmparator olması. En sonunda da kendisine Tanrının Eli, Tanrı Kral gibi unvanlar eklemesi. Bence Post-Truth'un güzel bir örneği.
Pekala sorun ortada, neden ortada, peki çözüm? Açıkçası postmodernizmin de ne olduğu, neden olacağı sorunlar biliniyordu. Peki engellenebildi mi? Siyasiler, akademisyenler, ekonomistler, sanayiciler, sosyalistler, halklar... Dünyayı bu kadar birleştiren başka bir şey oldu mu bilmiyorum. Herkes postmodernizmi kabullendi, kullandı. Söylemler tersine olsada!. Peki Post-Truth engellenebilir mi? Kaliteli eğitim düzeyinin bu kadar düşük olduğu bir ülkede engellenebileceğini sanmıyorum. Tarihimizde eğitimsizlik tartışmalarından, kaliteli eğitimsizlik tartışmalarına gelmemiz bir gelişmedir. Buna bir yanım seviniyor. Ancak Post-Truth bu ilerlemenin önünde büyük bir engel olarak duruyor. Çünkü kalitesiz eğitimden şikayetçi bir toplumun, eğitiminin kaliteli hale gelmesi yönünde çalışması gerekir. Geçtiğimiz yüzyıllarda Kuzey Avrupalı ülkelerde olduğu gibi. Kuzey Avrupalı ülkeler modernizmin etkili olduğu bir yüzyılda eğitimlerini sağlam referans ve denetlemelerle kaliteli hale getirdiler. Biz bu referans ve denetlemelerden yoksun bir halde, üstelik hakikatin de öneminin olmadığı bir yerde eğitimimizi geliştiremeyiz.
Bu durumda tüm sorunlarına rağmen göz göre göre Post-Truth çağını yaşıyoruz. Üstelik bireysel çabalarımızla Post-Truth'tan etkilenmemeye çalışmanın da pek etkili olduğunu sanmıyorum. Çünkü karşımıza çıkan bilgiyi kendimiz denetlemeye çalışsak da denetleme yöntemlerimiz, yine Post-Truth'un girdabına takılıdır. Bunu bir örnek üzerinde tartışalım. Ekonomik gelişmelerle ilgili bir gündem olduğunu ve iki farklı görüşten medya haberinde ekonomik gelişmelerin birbirinden zıt bir şekilde açıklandığını düşünelim. Bu haberleri incelemek için yapabileceklerimiz şunlardır:
Kaynağı doğrulamak: Bilgi kaynağının güvenilirliğinin kontrol edilmesi gerekmektedir. Ancak ekonomi gibi soyut, etkileri hemen gözlenemeyen ve spekülasyonlara son derece açık bir konuda bilgi kaynağının kontrol edilmesi, yine Post-Truth'tan etkilenecektir. Kaynak güvenilirliğini kontrol ettiğimiz her Hakikatin Önemsizleştiğini göreceğiz.
Birden fazla kaynağı kontrol etmek: Birden fazla kaynak üzerinde çalışarak, ortalama bilgiye güvenmeye çalışabiliriz. Ancak bu durum da Post-Truth etkisindedir. Çünkü, hem tüm kaynakları kontrol edebilecek donanıma henüz sahip değiliz (belki ilerleyen yıllarda yapay zekalar bu sorunu çözebilir) hem de bilgilerin homojen dağılıp dağılmadığını bilemeyiz. Örneğin Elon Musk gibi dünya ekonomisi üzerinde ülkeler üstü bir güce sahip birisi kaynakların çoğunu manüpile ederek hakikatten uzak kaynakların sayısını arttırabilir. Tek bir kötü kişi senaryosu üzerinden gitmemize de gerek yok. 2018 yılında ülkemizdeki siyasi söylem ekonomimizin 2023 yılında dünyanın ilk on ekonomisine gireceği yönündeydi. Siyasetçilerden çok halk bu söylemi güçlendi. O dönemde bu bilgi her kaynaktan incelense, toplumun çoğunluğu bu bilgiye inandığı için, bilginin doğru olduğu gibi bir ortalama çıkabilirdi. Bu nedenlerle birden çok kaynağın incelenmesi her ne kadar hakiki bilgiye ulaşma konusunda gerekli olsa da bizi Post-Truth'tan tamamıyla kurtaramaz.
Somut kanıt aramak: Somut kanıtlar, her ne kadar güçlü olsa da, Post-Truth karşısında tam bir etki gösterememektedir. Çünkü hem örneğini verdiğimiz ekonominin, tam somut olmaması hem de somut kanıtlarında manipülasyana uğrayıp uğramadığının denetlenmesinin yine bizi Post-Truth girdabına çekmesi, somut kanıtların gücünü kırmaktadır.
Uzmanlara danışmak: Akademisyenler, profesyoneller ve diğer uzmanlar her ne kadar konuyla ilgili daha derinlemesine bilgi sahibi olsalar da Post-Truth'un doğası gereği bu bilgiler de paradoksa girmektedir.
Kabul ediyorum. Kötü bir senaryo çizdim. Ancak iyi bir durumda değiliz. Yukarıda saydığım doğrulama yöntemleri her ne kadar bizi kesin olarak Post-Truth'tan kurtarmasa da kullanmamız gereken yöntemlerdir. Çünkü önümüzde üç yol var. Birincisi Post-Truth'u kabul etmeyiz. Varlığını inkar ederiz. Yaşamımıza devam ederiz. Post-Truth'da bizi tıpkı bir yağmur gibi, bir rüzgar gibi inansak da inanmasak da etkilemeye devam eder. İkinci yol, Post-Truth'u kabul etmek ama "zaten engelleyemiyoruz" diyip, çaba göstermeyip, inançlarımız üzerinde gideriz. Yine bütünüyle Post-Truth etkisi altında bir hayat yaşanır. Üçüncü yol Post-Truth'u kabul edip, ne kadar uğraşırsak uğraşalım, gerçek bilgiye ulaşıp ulaşmadığımızın kesinliği olmasa da bu hakikat ulaşmaya çabalayabiliriz. Yukarıda örneğini verdiğim gibi yağmurun ve rüzgarın etkilerinden bütünüyle kurtulamayız belki ama durumlara özel planlar oluşturabiliriz. Post-Trut'un etkisinden kurtulmaya çalışarak, gerçek bilgiye ulaşma yönünde bilimsel araştırmayı geliştirebiliriz. Bu araştırma yöntemleri nasıl gelişir, ne şekle gilir bilmiyorum. Ama unutmayalım yüz yıl önce bilincin ne olduğu bilinmesine rağmen bilimsel bilgi bilinci ölçme konusunda yeterli değildi. Bugüne kadar bilimsel araştırma yöntemleri gelişti ve bilinci ölçebiliyor. Her ne kadar bilimsel araştırma yöntemleri bugün Post-Truth'un etkisiyle hakiki bilgiye ulaşılmasını konusunda yetersiz olsa da, bu konu üzerinde durulması bilimsel araştırma yöntemlerini geliştirecektir. Unutmayalım ki psikoloji bilimi, bilinci ölçemediği için göz ardı etmişti. Teknolojinin gelişmesiyle bilinç ölçülebilir hale geldiğince tekrar bilinç ile ilgilenmeye başlamıştır. Yani başka bir bilim disiplini gelişmemiş olsa psikoloji bilinci göz ardı ettiği için hala daha bilinç ile ilgili çalışmalar yapamayabilirdi. Ortada bir sorun, durum, olgu.. nedersek diyelim dikkat etmemiz gireken birşey var. Başıboş bırakamayız. İncelemeli ve üzerine gitmeliyiz.




Yorumlar