top of page
  • c63a78f997ee113f7d2d350735e7b5e0_edited_edited
  • Instagram Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge
  • Facebook Sosyal Simge
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Vimeo Sosyal Simge
  • Whatsapp

Sinir Sistemini Başlatan İlk Sinyal Nedir?

Başlatıcı sinyal nedir? En küçük hareketimiz ve düşüncelerimiz için beynimizde elektrik akımları başlar. Böylelikle vücudumuzdan elde ettiğimiz enerjiyi de kullanarak bu eylemi gerçekleştiririz. Peki ya başlangıçtaki enerji nasıl geldi?



Konuyu teolojik olarak ele alacak olursak, bilimsel bir inceleme yapmamız mümkün değil. Çünkü, Allah kainatı yarattı. Ardından insanın bedenine ruh üfledi. Bu durumu incelememiz mümkün olmadığı için teolojik açıklamayı geçiyorum.



Evrim teorisine baktığımızda, başka bir türden, insan formuna evrildik. Bizden önceki türde başka bir türden evrildi ve o da kendinden önce gelen türden evrildi. Evrim teorisine göre dünyadaki ilk canlılık hareketi bakteriler ile başladı. Yani diyebiliriz ki doğanın kendi kuvvetleri arasında oluşan enerji, bir bakterinin oluşmasına ve doğanın kuvvetlerinden bağımsız olarak kuvvet sahibi olmasına neden oldu. Buna göre şuana kadar yaşamış olan sayısız canlının oluşturduğu enerji kuvveti de bakteriden geliyor.


Teoloji gibi evrimsel teorinin bu varsayımı da tıpkı teolojik varsayım gibi şuanda bilimsel olarak incelenemez. Konuyla ilgili birçok hatam ve eksiğim olabilir. Bu noktaya kadar olan kısım, gün içerisinde aklımdan geçen fikirler. Bundan sonraki kısım ise bu fikirlerin incelenmesini içerecek. Kaynaklardan edindiğim bilgilerle bu hataları saptamayı, doğru yerleri desteklemeyi, eksik noktaları tamamlamayı ve yeni sorular üretmeyi planlıyorum.



İlk olarak teolojik çalışmaları incelediğimizde, başlangıç durumunun incelenmesinin dini yazılı metinlerce anlatımının, bilimsel olarak incelenemeyeceği görülmüştür. Teoloji çalışmaları için bilimsel inceleme, bu gibi durumları incelemek için henüz yeterli görünmemektedir (1). Başlangıç konusu teolojik çalışmalarda iki şekilde ele alınmaktadır. Birincisi, zihnin işlevini yerine getiren şeyin (ruhun) dünya dışı olduğu ve bunu anlamamızın mümkün olmadığını söyleyen dualist yaklaşımdır. İkincisi, zihnin işlevini yerine getiren şeyin dünya dışı olmadığını ancak henüz idrak edemediğimiz bir şey olduğunu söyleyen agnostik yaklaşımlardır (1). Bu yaklaşımların ortak özelliği, konuyu inceleme ve açıklamaya yönelik bir gelişme kat edememeleridir.



Evrimsel teoriyi inceleyecek olursak; sinir sistemimizin oluşumu ile ilgili iki teori olduğu görülmektedir (3). Bunlardan birincisi, birbirinden bağımsız birkaç nörondan oluşan tek hücreli organizmalarındır (Knidliler ve Taraklılar) (2,5). İkinci teori de zamanla ortadan kaybolmuş ortak bir sinir atasının varlığıdır. Her iki teori de ortaya attığım görüşlerle uyumlu olsa da kesinliğini kanıtlayamıyoruz. Özellikle beynin yumuşak dokusunun da mineralize dokular gibi fosilleşememesi bu konuda yapılan çalışmaları sınırlandırmaktadır (4).


Sonuç olarak canlı organizmanın başlangıcının ne olduğuna dair elimizde net bir kanıt olmadığını görmekteyiz. Evrimsel teori de teolojik yaklaşımlar kadar bu konuda belirsizdir. Her iki yönelimin açıklamalarına karşı kişisel özelliklerimize göre inanç geliştirebiliriz. Ancak durum belirsizlikte olsa insanlık tarihini bu belirsizlikleri gidermeye uğraşarak geçirmiştir. Gerek bilim metotlarıyla gerek efsanelerle. Ne olursa olsun belirsizlik bırakamıyoruz. Bunun yerine herşeye inanmaya hazırız.



Peki insanlık neden belirsizliklere tahammül edemiyor?



Kaynakça:

1) Taslaman, C. (2007). Bedenin ve Ruhun İki Ayrı Cevher Olup Olmadığı Sorununa Karşo Teolojik Agnostik Tavır. M.Ü. İlahiyat Fakültesi. 33, 21-68.

2) https://tr.wikipedia.org/wiki/Knidliler

3) https://tr.wikipedia.org/wiki/Beynin_evrimi#Beyin_geli%C5%9Fiminin_erken_tarihi

4) https://tr.wikipedia.org/wiki/Evrimsel_biyoloji

5) https://tr.wikipedia.org/wiki/Tarakl%C4%B1lar


 
 
 

Yorumlar


© Created by BILAL NADIR

bottom of page