top of page
  • c63a78f997ee113f7d2d350735e7b5e0_edited_edited
  • Instagram Sosyal Simge
  • YouTube Sosyal Simge
  • Facebook Sosyal Simge
  • LinkedIn Sosyal Simge
  • Vimeo Sosyal Simge
  • Whatsapp

Okuma ve Yazma Üzerine

Ülkemizde ağdalı ve uzun cümleler kurmak, bir meziyet gibi görülüyor. Genel olarak içerikten çok görüntüye önem veriyoruz. Bu da yalın anlatımları kalitesiz zannetmemize neden oluyor. Halbuki ağdalı ve uzun cümleler, okuma ve anlama performansımızı zayıflatıyor. On satırlık cümleler yazılıyor. Cümlenin ortasına geldiğimizde başını unutuyoruz.


Örneğin John Stuart Mill'in Faydacılık kitabında bunu çok sık gördüm. Belki Mill'in kendi döneminde kitap okuma kültürü buna elverişliydi. Belki Mill bu kitabı, halkın okuması için değil, akademik çevrelerin okuması için yazmıştı. Bu nedenle de entellektüel anlatımı tercih etti. Bunu bilemiyorum ama kitabın Türkçeye çevrilmesi durumunda, okunabilirliğine dikkat edilmesi gerekiyordu. Ben kitabın cep boyunu okudum. Felsefede çok ağır anlatımları okumak benim için hiç kolay değil. Bu nedenle giriş türünde yazılanları tercih ediyorum. Cep boy kitapları bu yüzden almıştım. Ancak Türkçeye çeviride ağır bir ağdalı dil olması, kitabı okumamı oldukça zorlaştırdı.


Entellektüel çevre sürekli ülkemizdeki okuma yazma oranlarından şikayet ediyorlar. Öte yandan kitap okuma kültürü gelişmemiş insanların ağır anlatımları okumalarını bekliyorlar. Belki 19. ve 20. yüzyılda kitap yazımı, yazar odaklı olabilir ancak günümüzde okuyucu odaklı yazmak gerekmektedir. Çünkü okumanın önemini bilmeyen bir halka ağır eserlerin okunmasını zorlayarak, kitap okuma kültürünü geliştiremezsiniz. Ayrıca kapitalist ekonomide, satmak için yazılan basılan kitapların, okunamaz anlatımlarda olmasını, yayınevlerinin kabul etmemesi gerekmektedir.


Elbette gelişmiş bir kitap okuma kültürü için her kesimin ayrı ayrı sorumlulukları vardır ve bundan herhangi birisi göz ardı edilmemelidir. Ancak yazarlar ve yayın evleri sorumluluklarını yerine getirmemekle birlikte, halkı kitap okumadıkları için eleştirmektedir. Yazın sonunda bu sorumlulukların bence neler olduklarını da yazmak isterim. Okurlar kendilerini, zihnen zorlayacak, farklı bakış açılarını gösterecek kitapları okumaları gerekir. Yazarlar, okurları ağdalı ve uzun cümlelerle, şeklen zorlayacak anlatımları değil, zihnen zorlayacak anlatımları tercih etmeleri gerekir. Yayın evleri ise bu iki kesim arasındaki dengeyi korumaları gerekir. Yani yazarları yönlendirmeli ve kitapları okurlara sunmaları gerekir. "Ben kendim için en uygun olanını yaptım geri kalanda onların sorunu." dememek gerek.


 
 
 

Yorumlar


© Created by BILAL NADIR

bottom of page